kırık kalp

10 08 2007

düşünmekten kafam bulanıyor artık, onun sadece benim yanımda olmasını istedim, ama tek yapabildiğim benden daha da uzaklaşmasını görmek oldu. rüyalarımda sadece o. dünyam onunla dolup taşıyor ama ruhum daralıyor. onun yanında değilim. o da benimle değil.

uzaklık ilişkileri bozar mı? sanırım evet. yürütmesini bilmeyenler için. daha ne yapabilirim ki? olanaklarım bu kadar. o benden daha fazla seçeneğe sahip, biliyorum, erkek olmanın verdiği rahatlık. bense kadın olmanın verdiği bi eziklik içindeyim. kimse bana güvenmiyor. ben de kimseye, sadece o var güvendiğim. ama artık o da bana güvenmiyor. itiyorum sanırım onu kendimden. onu  korumak için mi? neyden? kendimden… çünkü ben ilişkilerimi batıran bi insanım. garip , ama hiç bir şeyi becerememiş biriyim. hep düşündüm sebebini. hayat bana neden bu kadar acımasız acaba…





gözyaşları

9 08 2007

boşluk sonsuzluk mudur?

peki o sonsuzlukta neden varolamamışım gibi hissediyorum. yok muyum ki?

ağlarsam gözyaşlarımla o boşluğu doldurur muyum ki?

kalbimde bir sızı varsa, demek ki varım ben…

ama neden gözyaşlarım bişeyi doldurmuyor?

gözyaşlarım yok mu ki? 





sen giderken

25 07 2007

garajda sen giderken, öyle sarıldım ki sana, kalplerimiz sanki aynı vücutta atıyordu. bırakmak istemedim ama başka şansım yoktu. gitmene izin vermeliydim. ama keşke izin vermeseydim. şimdi bekliyorum tekrar gelmeni, sana tekrar sarılmayı iple çekerek…

senin için çizdim





işte o an…

19 07 2007

Bugüne kadar hayatında yaşadığı çalkantıları düşündü kız. Neler gelmişti başına. Kimseden görmeyeceği darbeleri görmüştü. Ama hepsinin aslında onu tek bir yere yönlendirdiğini şimdi farketmişti. Şimdi bilgisayarın karşısında onun resmine bakıyordu. Her geçen an daha çok bağlanıyordu ona. Yaşadıkları kısacık anları düşündü. Elele yürüyüşleri, gözgöze baktıkları anları, dudaklarının birbirine değdiği o unutulmaz dakikayı… O kızı en güzel ve en zor zamanlarda bırakmamıştı. Tanışmalarının üstünden çok vakit geçmemişti ama kız onun hep aradığı kişi olduğunu biliyordu. Sevgisini kalbinin derinliklerinde hissediyordu. Tutku, aşk, sevgi, saygı…Telefonu eline aldı, ve ezbere bildiği numarayı çevirdi. Onun sesini duyunca kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.

İşte o anda dudaklarından şu cümle döküldü: “Seni çok seviyorum. Benimle evlenir misin?”





uyan

20 12 2006

“uyan! kalk artık!”

boğuk ve derinden gelen bir ses. irkilerek uyanıyorsun ama kimse yok etrafta. huzursuzluk. tekrar yatağa dönüp uyumaya çalışıyorsun. ama nafile. saat kaç ki? cep telefonuna uzanıp saate bakıyorsun. kahretsin saat daha 2. gece en güzel vaktinde şimdi ama sen değilsin. ruhun huzursuz, seni de uyutmuyor çünkü.yatakta dönüp duruyorsun. olmuyor. en sonunda yatağa oturuyorsun sakince. ama aslında sakin değilsin.

“neler oluyor bana? neden bu huzursuzluk?”

ve o anda kafana dank ediyor herşey.

“kahretsin yarınki ödevimi bitirmedim!?!”





Başlangıç

17 12 2006

Açtın pencereyi daha rahat nefes almak için, ama işe yaramadı değil mi? boğuluyorsun bu yerde, bu dünyada. Hiçbir yer sana göre değil, kimse seni anlamıyor çünkü. Ne düşünüyordun ki? Bu dünyada bir ruh ikizin olduğuna mı? Saçma… Herkes farklı kişiliklere sahipken nasıl bir ruh ikizin olabilir ki? Sen buraya ait değilsin. Hiç olmadın da. Huzursuz olacak ruhun hep. Hep birşeylerin eksikliğini hissedeceksin. Yarım kalacak herşeyin. Zaten tam olan ne var ki?








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.